Plakadaki Panda
Canlılığı tam olarak algılayamayan her zihnin, ‘büyüklüğü’ üstünlük olarak algılaması kaçınılmaz mıdır?
Sanırım uzun yüzyıllardır öyledir; bir o kadar daha böyle kalması olasıdır.
Örneğin; Yüz kilometre boyunca, binlerce sinek, kelebek ve türlü böcek türünü kan revan içinde plakamızda görmek bizi rahatsız etmez ama kalan son pandalar için yardım etmek, sosyal pozisyonumuzu derhal bir tık arttırır.
Bahanemiz mi? Tabi ki hazır,
“Onlardan çok var, diğerleri bitiyor”
Bitenin değerlendiği yerlerde, değer kavramı tartışılmalıdır.
Bu konuyu bu şekilde yazıya getirmek ’hassas bir ruhun yaptıklarını bastırmak için bir vicdanı dışavurumu olarak’ algılanabilir.
Keşke o kadar hassas olup başka bir canlı türünün yaşamına son vermeden yaşayabilseydim.
Ama maalesef kilolarca et yedim, binlerce metrekare bitki yedim ya da üstüne bastım.
Ve bundan hiç memnun değilim ama besin zinciri denilen, benim ‘kolaycıl beslenme zinciri’ olarak tanımladığım çemberin dışına çıkamıyorum ve bir çoğumuz çıkamıyoruz. (Çabalayan insanların gayreti, ilerideki insan evrimine yardımcı olacaktır.)
Bu zincirlere, evrimleşirken bağlanmış olsakta, ‘yemek’ konusunda olmasa bile yemediklerimizi öldürmemek konusunda; bir sinek ile panda ve hatta insanı öldürmek arasında hissel aynılığa yaklaşmadan, tüm majör varoluşsal sıkıntılarımızın azalacağı hususu şüphelidir.
‘Sivrisinekleri sevelim’ demek değil dediklerim; öldürebilme yetimizin büyüklüğe göre, hissizleşmesine bir dikkat çekmek belki de.
