faydasızlık

http://twitter.com/koalaamanefayda
tutunamayanaylaklar@gmail.com

May 10

Plakadaki Panda

Canlılığı tam olarak algılayamayan her zihnin, ‘büyüklüğü’ üstünlük olarak algılaması kaçınılmaz mıdır?

Sanırım uzun yüzyıllardır öyledir; bir o kadar daha böyle kalması olasıdır.

Örneğin; Yüz kilometre boyunca, binlerce sinek, kelebek ve türlü böcek türünü kan revan içinde plakamızda görmek bizi rahatsız etmez ama kalan son pandalar için yardım etmek, sosyal pozisyonumuzu derhal bir tık arttırır.

Bahanemiz mi? Tabi ki hazır,

“Onlardan çok var, diğerleri bitiyor”

Bitenin değerlendiği yerlerde, değer kavramı tartışılmalıdır.

Bu konuyu bu şekilde yazıya getirmek ’hassas bir ruhun yaptıklarını bastırmak için bir vicdanı dışavurumu olarak’ algılanabilir.

Keşke o kadar hassas olup başka bir canlı türünün yaşamına son vermeden yaşayabilseydim.

Ama maalesef kilolarca et yedim, binlerce metrekare bitki yedim ya da üstüne bastım.

Ve bundan hiç memnun değilim ama besin zinciri denilen, benim ‘kolaycıl beslenme zinciri’ olarak tanımladığım çemberin dışına çıkamıyorum ve bir çoğumuz çıkamıyoruz. (Çabalayan insanların gayreti, ilerideki insan evrimine yardımcı olacaktır.)

Bu zincirlere, evrimleşirken bağlanmış olsakta, ‘yemek’ konusunda olmasa bile yemediklerimizi öldürmemek konusunda; bir sinek ile panda ve hatta insanı öldürmek arasında hissel aynılığa yaklaşmadan, tüm majör varoluşsal sıkıntılarımızın azalacağı hususu şüphelidir.

‘Sivrisinekleri sevelim’ demek değil dediklerim; öldürebilme yetimizin büyüklüğe göre, hissizleşmesine bir dikkat çekmek belki de.


Apr 6

taslak (bazı yazılar bitirilmeden öylece kalır)

Kırk yıl düşünsen bulamazsın; her ne kadar kırk yıl düşünen taş çatlasa 1000 kişi de olsa yaşamış olan 100.000.000.000 kişiden, sıfırları ayıra ayıra okumayı seversin sen diye, yazıyla yazmam aslında rakamlara olamayan ilgimden.

Biraz kopuk kopuk yazıyorum, kafalar biraz karışık; halbuki tek kafam var, kimilerine göre mesaj kaygılı, bana göre sadece kaygılı, kaygılı ama nedensiz bir kaygı bu, otobüsü kaçırmaktan birazdan iyi, giydiğin açık mavi gömleğin koltukaltının laciverte dönmesinden biraz daha kötü.


Feb 3

Yırtmak

Biraz senden bahsedelim mi, bana sen derken?

Bence sen aynaya bakarken en az gözlerine vakit ayırıyorsun, yıllarca gıdığına ya da saçlarına atıyorsun suçu ama en çok gözlerinden eksiliyorsun.

Düşünmediğin her şeyden yırttığını sanıyorsun ama sadece geçmişindeki gereksizlikleri yırtamadıkça yaşıyorsun. 

Sence ben sen miyim, bu kadar yaşamaya çalışırken öldüğümün farkındayken?


Jan 30

Sen kaç kişisin?

Kaç kişiyim?

Uykudaki ben, kesin uyumayan ben değilim, o halde en az iki kişi olmalıyım.

Gerçi unutmaya çalışırken ki ben isem, severken ki ben olmamalıyım.

Şimdilik üç kişi miyim?

Hatırlıyorum da hırsla verilenlerin hepsini alıp, istenenlerin hepsini verip yaşlılığında yapamadıklarını yaptıkları gibi anlatacak bir ben daha vardım.

Yok yok bu kişi sayımı netleyemeyecek bir durum çünkü o artık yok.

Kişilerimin tam sayısını çıkarabilmek için belirli bir zamanda gerçekleşen belirsizliklerime bakmam gerekir.

Kendisini öldürmek isteyen beni engelleyen diğerleri sayıca ondan üstün olmalı ki hala hayattayım.

Bu durumda dört kişi olma olasılığım hayli yüksek.

Sen kaç kişisin?

Hayatta olduğuna ve uyuyabildiğine göre en az üç kişi olmalısın..

 


Jan 29

Yap!

Düşün!

Başkası seni ya da düşünürek evrimleştiğini düşünmese de sen onu düşün.

Düş!

Sadece uyurken algıladığın zihinsel hareketler gibi değil, gerçekten düş.

Yaşa!

Ölümü düşünmeden ama, olacak olanı yaşamak kolay, olamayacak olana kafa yorarak yaşa.

Çeliş!

En çok kendinle çeliş ki, aynalar seni sana artık değişik göstersin.

Unut!

Zor olduğunun farkında olarak santim santim ölçüp biçerek unut, o kadar biç ki; sadece bir piç gibi kalsın aklında.

Yap!

Yaptıklarının bir kısmı ama yapmadıklarının hepsi hatadır unutma!


Jan 24

Güç Olgusuna İnsani Bir Bakış

   GÜÇ MÜ İNSANI EVRİMLEŞTİRDİ, EVRİM Mİ İNSANI GÜÇLENDİRDİ?  

   İnsanlığın elzem tarihinden bu yana, rakipleri olmuştur. Bir çok teoriye göre gelişimi bu rakiplerin varlığına ve onlarla olan mücadelesine bağlıdır. Kendini en gelişgin form olarak adletmesi bile bu rakiplerinin aslında en gelişgin formun o olmadığını düşündüğünü düşünmesidir.

    İnsanın en büyük açmazlarından biri bu rakiplerini tam anlamıyla tespit edememiş olmasıdır. Başlarda basit bir yırtıcıyken, aniden bir doğa olayı, akabinde soyutsal kişilikler, ilerleyen zamanda kendisi, kendisini kendisinden ayırdığı fikirlerde rüyaları, gelmesi beklenen dünya dışı canlılar, kendisinden binlerce kat küçük virüsler, ‘rakip’ olgusunu kesinleştirmek için birbirleriyle yarıştırılmışlardır.

    Güç ve zeka sadece rakibi alt edebilmek için oluşturulmuş yetiler midir? Yoksa rakipleri alt etmeye başladıktan sonra gelişimini tamamlamış insanımsı yetiler midir? Bu iki soru, sarmal bir cevap oluşturabilmekte; “Güçlüysem rakibimi yenerim ve bir diğerini yenmek için zekamla gücümü yönetebilirim”. Bu durum aynı zamanda sarmal bir sorun da oluşturabilmekte.

    Şuan da yeryüzünde varolan bütün devletler, sistemler, dinler, ütopyalar güç yardımıyla zeka ile şekillendirilmektedir. Ve genel olarak iç huzursuzluğumuzun nedenlerinden olan canlı kıyımları bu oluşumların sonuçlarıdır.

    Bunun en önemli sebebi; güç olgusuna vicdani mantığın yedirelememiş olmasıdır. Zeka olgusuna rağmen insanoğlu anlık güç krizleri nedeniyle bencilliğin üst sınırlarını onun sisteminde yer almak istemeyen herkes için uygulayabilmektedir.

    O vakit, bu güce dayalı sistemlerin içinde olsa dahi vicdanını herhangi dogmaya değil, kendi iç zekasal dinamiklerine göre yönetebilen ‘gücün vicdanı yok saymasından rahatsız olan kesim’ bu sistemi değiştirebilir mi?

    HAYIR DEĞİŞTİREMEZ.

    Çünkü bunun için bir güce ihtiyacı olacak bunu sağlamak için de, değiştirmeye çalıştığı sistemin uygulamalarını bir şekilde kullanmak zorunda kalacaktır.

   BU YÜZDEN DÜNYANIN DEĞİŞMESİ YANİ VİCDAN VE AKIL İLE YÖNETİLMESİ OLANAKSIZDIR.

   BU DURUMA ‘GÜÇ PARADOKSU’ DİYEBİLİRİZ.

   O vakit toplu intiharlara başlayabilir miyiz?

   HAYIR, BUNA GEREK YOK KEZA KÖTÜ OLSA DA BU SİSTEME ALIŞTIK.

   Ve ‘alışkanlık’ güç sahipliğinden sonra en bela insan davranışlarından biridir.

   Peki, diğer formlara göre üstünlüğünü en azından yeryüzünde kanıtlamış gibi gözüken insan soyunun rakibe ihtiyacı gerçekten var mıydı?

   Herhangi bir referansa ihtiyaç olmadan tamamen vicdanımı, aklımla harmanlayarak cevaplarsam: ‘yoktu’.

   ÇÜNKÜ ‘RAKİP’ OLGUSU ‘GÜÇ’ CANAVARINI YARATTI.

   - Arkadaşım öyle diyorsunda o zaman biz evrimleşemez ve hakim canlı formu olamazdık.

   + SIKINTI TAM DA BU: DURUMU EVRİMLEŞTİKTEN SONRA DA DEVAM ETTİRMEMİZ.

  


Olasılıkların gerçeğe kaotik devri.

Bir ev.. Geniş balkonundan kıyıya parallel deniz gözüküyor.

Bir kadın.. Gözaltları bir tık alta kaymış ama hala denize bakarken camdan yansıyan suratını, diğer iki erkek gibi güzel buluyor.

Bir uçak.. Ama farklı, bu sefer havaalanına gitmiyor.

İki erkek.. Bir kadına gözaltı katı ilave ettirecek kadar onu çok sevebiliyorlar.

Bu hikaye.. Ben de değişik şekillerde gelişiyor ve bitiyor; olasılıkları gerçekliğe devretmek için yazmak gerekiyor.


Jan 16

Histerik bir intiharın ardından.

 
Bakın bakalım bedenime ne göreceksiniz üzerinde; geçin kıyafetlerimi aslında ne var üzerimde, evet evet yüzümdeki ifadede saklı üzerimdeki de.
 
Bakın bakın, görebilecek misiniz, ben böyle ölmemeliyim diyen zihninizin yol haritanızı.
 
Daha dikkatli bakın ve anlamlar yükleyin, cansız bedenime.
 
Yaşadıklarım nedeniyle öldüğümün üzerinden gidin ama yaşamadıkları için ölenler sevindirmez sizleri de.
 
Hiç düşünmeyin aslında beklentisizlikten öldüğümü, epey ağırlaştırır bu sizi.
 
Bakın tekrar, yatanın siz olmadığınız için derin bir nefes eşliğinde; hiç benim gibi yatmayacakmış gibi paralar biriktirin, çocuklar yapın ve her şeyden çok sevdiğinizi söyleyin çevrenizdekilere.
 
Ölüm sebebimi sadece vücudumdaki izlerle belirleyin, zihnimdekileri bilin ki vermem size.
 
Beni teşhis ettirin, beni sevdiğini sananlara ama sadece başımı gösterin utanırım ben ölmüş olsam bile.
 
Etrafa sorular sorun; var mıydı bir derdi? diye ve aldığınız cevaplarla tatmin olun hiçbir sevişme de olmamış gibi.
 
Üç vakte kadar da unutun ama beni; zira hatırlanılmak ilgilendirmez hiçbir ölü bedeni.


Dec 14

Kılıf

Yastık kılıflarını yıkama.

Salyalarına bak ve şekline göre gördüklerini hatırla.

İlk yediğin dayağı gördüysen, salyalar daha koyu olur unutma.

Üst üste iki leke var ve biri daha büyük ise ilk yattığın gece işte onunla.

Küçük küçük her yere dağıldıysa salyaların, onsuz bile onunla yatıyorsun sonunda.


Nov 28

boşluk birikmez

Biriktirdin durdun, hatta durmadan biriktirdin;

Harclığını biriktirdin, oyuncaklarını biriktirdin, edilen küfürleri ve sıklıkla ödevlerini biriktirdin.

Sonra ne mi oldu? Devam ettin;

Sabrını biriktirdin, küpelerini biriktirdin, pulları biriktirdin ve en çok hakkında söylenenleri biriktirdin.

Yok dedi dünya ben dönüyorum, sen biriktirmeye devam et;

Devam ettin, aileni biriktirdin, konser biletlerini biriktirdin, büyüklerine saygını küçüklerine sevgini biriktirmeyi hiç ihmal etmedin.

Ve bir gün boşluğu bile biriktirdiğini gören biri ‘dur’ dedi sana.

Ben birikemem ki, elinden geldiğince sev ve bırak beni.


Page 1 of 3